Hakkımda

Merhaba;

Bir insanın kendini; doğduğu yer, yıl, meslek ve kardeş sayısını belirterek tanıtıyor olmasını -iş görüşmelerinde dahi- pek sevmiyorum aslına bakarsanız. O yüzden önce şunları  paylaşmak isterim; Ailemi çok severim, çiçekleri severim, hayvanları, araştırmayı, merak etmeyi…Hikayelere önem veren, herkesin bir öykü olduğuna inanırım. Okumayı, film izlemeyi, şarkı söylemeyi, hayatın sayfalarını hiç bitmeyecek bir kitap gibi çevirmeyi. Bir yanım şakacı, bir yanım melankolik. Müzik dinlemek ve yazmak bir tutkudur yaşamımda. Ve bunların her biri terapi gibidir aslında.

Severek yapılan, tutkuyla gidilen ve en önemlisi size iyi gelen bir çok alışkanlığın, insanlara ve kendime her daim iyi geldiğine şahitlik ettim.

Yaşamın mekanik döngüsünde ise neler yaptım, kimim?

 1980 yılında Gaziantep’te doğmuşum. Memur bir babayla, yaşamımdaki en üretken kadın annemin küçük kızlarıyım. İki abim, bir ablam ve çok sevdiğim yeğenlerim var. İki de kedim:) Orta ve lise eğitimimi tamamladıktan, 1999 yılındaki korkunç depremi Sakarya’da yaşadıktan sonra; aynı sene Doğu Akdeniz Üniversitesi Radyo TV ve Sinema Bölümü’ne başladım. Hayatımın en farklı ve zorlu zamanıydı Kıbrıs. Çok iyi dostlar kazandım orada, hala benimle oldukları için teşekkür ediyorum hayata.  2004 yılında mezun olduktan sonra kariyerime medya sektöründe devam ettim. Muhabirlik, Program Sunuculuğu, Dergi Editörlüğü, Operasyon ve Çeviri Koordinatörlüğü gibi görevlerde bulundum.

2014 yılı yaşamımda önemli dönemeçlerden biri oldu. Babamı akciğer kanseri nedeniyle kaybettik. Ablamın yıllardır ısrarlarına karşı çıkan ben, o sene tam da doğum günüme denk gelen tarihteki terapiye katıldım. Kötüydüm, çıkış yolu arıyordum. Sevgili Terapist Halise Baydar’la bir araya geldiğimiz o günü hiç unutamıyorum. “Aile Sergisi” o gün gerçekleşti ancak etkileri halen hayatıma nüfuz ediyor. Reiki, Meditasyon, Nefes ve Ses Terapisi gibi farklı deneyimler de bu süreçten sonra açılan yeni kapılardan oldu. Okuyup anlamaya, dönüşümü yaşamaya ve hayatı yeniden biçimlendirmeme neden olan herkese teşekkür ediyorum. 2017 yaz döneminde Nefes Koçluğu, NLP Diploma ve Meditasyon Uygulayıcılığı eğitimlerini tamamladım. Yine aynı dönemde, Instagram’da ruhsalkomedya adlı bir hesap kurarak paylaşımlar yapmaya başladım. Bazı yazılarımın kısa versiyonlarını, şiirlerimi  ve duygu, düşüncelerimi paylaşmaya devam ediyorum. Öğrencilik bizlerin ana mesleği ve her yeni dönemde, her virajda farklı bir çok insan, kitap, ve sayısız alanla tanışabiliyoruz. Uzunca bir dönem -doğru yol haritası ararken- kafamın çok fazla karıştığını, yorulduğum zamanlar olduğunu itiraf etmem gerek. “Mantık ve spiritüel dünya bir arada olmuyor, tamam ya bırakıyorum” demiştim bir süre. Çünkü bize hep “bir şey” olabilirsin dendi.  Elbette, bu alanı salt ticari kaygılarla temellendiren ve “bakın şöyle durun aydınlanacaksınız” diyen çok insanla tanıştığımı da söylemeden edemeyeceğim. Bu deneyimler elbette tercih yapmama neden olmakla beraber, kimi zaman engel olarak önüme çıktı.

 Bizim topraklarımızda fala inanılır ama hurafelerden de korkulur ya hani:) Bu boşluktan faydalanan çok insan var ne yazık ki. Budizm tabanlı kimi teknikleri, kendileri keşfetmiş gibi lanse edenlerse haz etmediğim güruhun içinde. Mütevazilikle bilgiyi, cebiyle beynini ve bilimi dengelemiş insanlar aradım hep. Üstelik bu tarz kimi eğitim ve etkinliklerin ücretleri oldukça yüksek. Elit tabaka olarak anılan, belli bir ekonomik güce sahip insanları şifalandıralım, gerisi önemli değil demek işin özüne, dokusuna tamamen aykırı geliyor bana. Sizin yolunuza vesile olacak güvenilir insan ve kaynaklara ulaşmaya başladıktan sonra; derindeki gerçekleri kucaklamak, zihnin yaşamımızdaki etkisini ve önemini keşfedeceğimiz kocaman bir serüven başlıyor. Bir deryanın içinde yaşıyoruz, sonu bucağı olmayan “ben bildim” dediğin an boğulacağımız bir yer burası. Acı ve mutluluk kardeştir, eğer nereden geldiklerini çözebilir ve hayatın dengesine eşlik etmeyi seçersek, huzur kapıyı çalar. Bildiklerimizi, denediklerimizi harmanlayarak, en önemlisi insan olmanın vasfını, bu çağın perdelerinin içine saklamazsak gelişim denilen şey başlayacaktır.

Fakat asla unutmayalım; evrenle aramızdaki bağın arasında kimse yok. Ne hocalar, sertifikalar, ne jargonlar, ne de kitaplar. Bunların her biri vesiledir. 

 Bir ses, bir nefes olabilmektir derdim. Salt paylaşmaktır işin doğrusu.Bu noktada sayfamda; gerek kişisel gelişim alanında yazılarımı, şiirlerimi, denemeleri, kimi zaman günlük yaşama dair konuları bulabileceksiniz.

Bu nedenle sayfamı; bir çok duyguyu, bazen o hiç kapanmayacağını düşündüğümüz derin boşlukları, beraber kucaklamak için, bazen sadece gülmek için bir buluşma yeri olarak görmenizi dilerim.

  Sevgiyle,
    Gamze Erinç