“WILD WILD COUNTRY”

Osho Kimdi Benim İçin?

Üniversite zamanlarımda çok yakın bir arkadaşımdan duydum Osho’nun adını. İnternete girip baktığımda ilgimi çekti. Meditasyon, zihin süreçleri, korku, ölüm, sezgi vb. konularda bir çok yazıya ve sözlerine ulaştım. Bir kitabını alıp yola başlamak istedim. Yaptım da.. Ancak 2000 yılında aldığım o kitabı bitiremeden bıraktım. Aradan uzun yıllar geçti. Bu alanda bir şeyler öğrenmek isteyişim yıllar sonra yeniden nüksedince, Osho dahil bir çok kaynak araştırması yapmaya başladım. Osho’nun kitapları yol göstericiydi. Özellikle, teknikler ve dünyayı algılayış biçimimiz üzerine getirdiği eleştirel bakış beni çok etkilemişti. Provakatör Mistik olarak anılması ve genel düzenin yanlış olduğuna dair getirdiği doktrinlerin bu dünyanın düzeninden çıkmak isteyen insanlar için alternatif yaratması asla şaşılacak bir şey değil. Kendi gerçek yaşamında bazı bilinmezlik noktaları görsem de, konu çok ilgimi çektiği için devam ettim okumaya. Çok da faydasını gördüm. Hiç bir zaman ilahlaştırmak duygusuna kapılmadım veya gidip Hindistan’a yerleşmek gibi hayallerim de olmadı. Sayfamda çok fazla alıntı yapmasam da, Osho’nun kimi sözlerini kendi sosyal medya hesaplarımda defalarca paylaştım. Bu alanda dilimin döndüğü, bilgimin yettiği kadar sohbetlerde de mutlaka bahsettim. Türkiye’de yer alan Osho Center’da gerçekleştirilen meditasyonlara da katıldım.Benim için hepsi farklı ve faydalı deneyimlerdi.

Mart ayında Cüneyt Özdemir’in youtube kanalında paylaştığı videoyu izlediğimde “Wild Wild Country”den haberdar oldum. Cüneyt Bey’in videoda “ben ne der bu Osho ne yapar bilmem, araştırma da yapmadım, kulaktan dolma biliyorum. Uzunca da dalga geçiyorum” gibi cümlelerini duyunca ister istemez bir refleksle yorum yaptım videonun altına. En azından araştırıp ardından belgeseli yorumlasaydınız vb bir şeyler karaladım. Bugün de aynı fikirdeyim. Bir konuyu eleştirmeden; etraflıca araştırmak ve fikir sahibi olmak gerektiğine inanıyorum.Ve elbette sadece “tarikat” olarak anılması çok rahatsız etti.

                                                                                         Belgesel Şok Edici

Belgeseli bir solukta izledim. Bir solukta, şaşkınlıkla, kızgınlıkla, hayretler içerisinde. Bazı bölümlerin sonunda, kitapları alıp salonun ortasında yakasım geldi. Tabi ki böyle bir şey yapmadım:) Bilmediğim bir çok yönü olan bu yapı hakkında edindiğim bilgiler, bir daha Osho kitabı almamaya ikna etti beni. Neden mi?  Salt kurgu ve Amerika’nın bu yolda insanların aydınlanmasına engel koymak için yaptığı bir prodüksiyon olmadığına inandırdığı için. Osho’nun yolu şiddetten, seksten veya insanları dışlamaktan geçmiyordu kaynaklara göre. Hiç bir zaman dünya barışı vaat etmese de; sevginin ve hoşgörünün bu denli dillere pelesenk edildiği bir anlayışla, burada gördüklerim arasında büyük bir çelişki var. Öğrendiklerimin ve meditasyona dair “geliştirdiği” tekniklerin işe yaramaz olduğunu söylemekse büyük bir haksızlık olur. Sadece Wild Wild Country’e göre değerlendirirsem, kimsenin okumamasını söylerdim. Fakat bunu da söyleyemem. Bu yapılanmanın bir proje gibi göründüğünü itiraf etmem gerek. Ancak kim yapmışsa güzel yapmış. “Sheela’nın grubunun yaptığı suçlar” yüzünden yargılandığı deniyor ya. Ona da pek içim sinmiyor. İfade edildiği güçte bir insanın bunlara engel olamaması ayrı bir muamma. Ki zaten Bagwan aylarca odasından çıkmamış.

Uyuşturucu konusu apayrı bir konu. Merak edenler için Wild Wild Country’de geçen olaylar hakkında “Provakatör Mistik” adlı kitapta birebir röportajlardan oluşan kısımlar var. Bu bölümlerde belgeselde yer almayan kısımlar var ve elbette kitapta olup belgeselde hiç söz edilmeyenler de. Hangisin tamamen yanlı olduğunu bilmek imkan dahilinde değil.

                                                                                                Sonuçta;

Bizler bir şeyi sevdiğimizde veya savunduğumuzda sanki ona dair eleştiri de bulunamayız gibi bir algı ve sistemle yetiştirildik. Veyahut şu tarafı da var, bilgi sahibi olmadan karalama, yakma, yıkma meyilli çok fazla insan var. Bu yazıyı yazmamın nedenleriyse bunlar değil. Bir şekilde zaman, para ve emek harcadığım bu konuda, bir değerlendirme yapmak. Belgeseli izleyip asla okumam diyenlere de, kitapları okuyup belgesel Amerika’nın oyunu diyenlere de. Bir şekilde siz de duyarsanız tamamen araştırın, okuyun ve belgeseli de mutlaka izleyin diye.

Sevgiler,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir